Yazar: projectsinfo

  • Runway’den Çığır Açan Hamle: İlk Dünya Modeli ve Gelişmiş Video

    Runway’den Çığır Açan Hamle: İlk Dünya Modeli ve Gelişmiş Video

    “`html

    Yapay zeka şirketi Runway, ilk dünya modelini tanıttı ve video modeline yerel ses ekledi. GWM-1 adlı yeni dünya modeli, fizik ve zaman içindeki dünya davranışları hakkında anlayışa sahip simülasyonlar oluşturarak öne çıkıyor. Bu gelişme, yapay zeka alanında artan bir rekabet ortamında teknolojik ilerlemeleri hızlandırıyor.

    Temel Varlık Kritik Detay
    Ana Şirket/Konum Runway
    Çekirdek Eylem İlk dünya modeli GWM-1’i piyasaya sürdü, Gen 4.5 video modelini güncelledi.
    Tarih/Zaman Çizelgesi İlk dünya modeli lansmanı, bu ayın başlarında Gen 4.5 video modeli lansmanı.

    Geliştirme Detayları

    Yapay zeka görüntü ve video üretimi alanında faaliyet gösteren Runway, küresel teknoloji devleri ve diğer girişimlerle birlikte dünya modeli yarışına katıldı. Şirket, GWM-1 adını verdiği ilk dünya modelini duyurdu. Bu model, her kareyi ayrı ayrı tahmin ederek çalışan ve fizik kuralları ile zaman içindeki dünya davranışlarını anlayan bir simülasyon oluşturuyor. Dünya modeli, gerçek hayattaki her senaryo üzerinde eğitilmeye gerek kalmadan akıl yürütme, planlama ve hareket etme yeteneğine sahip bir yapay zeka sistemidir.

    Bu ayın başlarında Google ve OpenAI’yi Video Arena sıralamasında geride bırakan Gen 4.5 video modelini piyasaya süren Runway, GWM-1 dünya modelinin Google’ın Genie-3 ve diğer rakiplerinden daha “genel” olduğunu belirtiyor. Şirket, bu modeli robotik ve yaşam bilimleri gibi farklı alanlarda ajanları eğitmek için simülasyonlar oluşturmak amacıyla pazarlıyor. Şirketin CTO’su Anastasis Germanidis, “Bir dünya modeli oluşturmak için öncelikle gerçekten iyi bir video modeli inşa etmemiz gerekiyordu. Dünya modeli oluşturmanın doğru yolunun, modelleri doğrudan piksel tahmin etmeye öğretmek olduğuna inanıyoruz. Yeterli ölçekte ve doğru veriyle, dünyanın nasıl çalıştığına dair yeterli anlayışa sahip bir model oluşturabilirsiniz.” dedi.

    GWM Modelleri ve Uygulamaları

    Runway, yeni dünya modeli için GWM-Worlds, GWM-Robotics ve GWM-Avatars adında özel sürümler sundu. GWM-Worlds, kullanıcıların bir sahneyi metin komutu veya görsel referansla ayarlayarak etkileşimli projeler oluşturmasına olanak tanıyan bir uygulamadır. Model, geometri, fizik ve aydınlatma anlayışıyla dünyayı üretiyor ve 24 fps hızında 720p çözünürlükte çalışıyor. Bu özellik, oyun geliştirmenin yanı sıra ajanların fiziksel dünyada nasıl gezineceği ve davranacağı konusunda eğitim vermek için de kullanılabilecek.

    GWM-Robotics ile şirket, değişen hava koşulları veya engeller gibi yeni parametrelerle zenginleştirilmiş sentetik veriler kullanmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, robotların farklı senaryolarda ne zaman ve nasıl politikaları ve talimatları ihlal edebileceğini ortaya çıkarabilir. GWM-Avatars altında gerçekçi avatar’lar geliştiren Runway, insan davranışını simüle ederek iletişim ve eğitim alanlarında D-ID, Synthesia, Soul Machines ve Google gibi şirketlerin çalışmalarına rakip olmayı amaçlıyor. Teknik olarak Worlds, Robotics ve Avatars ayrı modeller olsa da, Runway bunları tek bir modelde birleştirmeyi planlıyor.

    Gen 4.5 Modelinin Güncellenmesi

    Yeni dünya modeline ek olarak, şirket bu ayın başlarında piyasaya sürdüğü temel Gen 4.5 modelini de güncelliyor. Yeni güncelleme, modele yerel ses ve uzun formatlı, çok çekimli üretim yetenekleri kazandırıyor. Bu modelle kullanıcılar, karakter tutarlılığı, yerel diyalog, arka plan sesi ve çeşitli açılardan karmaşık çekimlerle bir dakikaya kadar videolar üretebilecek. Ayrıca mevcut sesler düzenlenebilir ve diyaloglar eklenebilir; çok çekimli videoların uzunluğu da düzenlenebilir hale geldi.

    Gen 4.5 güncellemesi, Runway’i bu ayın başlarında piyasaya sürülen rakibi Kling’in hepsi bir arada video paketine yaklaştırıyor, özellikle yerel ses ve çok çekimli hikaye anlatımı konusunda. Ayrıca, video üretim modellerinin prototipten üretime hazır araçlara doğru ilerlediğini gösteriyor. Runway’in güncellenmiş Gen 4.5 modeli tüm ücretli plan kullanıcıları için mevcut.

    Endüstriyel Etki ve Gelecek Vizyonu

    Runway, GWM-Robotics’i bir SDK aracılığıyla erişilebilir hale getirecek ve GWM-Robotics ile GWM-Avatars’ın kullanımı için çeşitli robotik firmaları ve işletmelerle aktif görüşmelerde bulunduğunu belirtti. Bu gelişmeler, yapay zeka odaklı simülasyon ve üretim araçlarının giderek daha karmaşık ve uygulamaya yönelik hale geldiğini gösteriyor. Dünya modelleri ve gelişmiş video üretim yetenekleri, gelecekteki yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturarak farklı endüstrilerde inovasyonu tetikleyecek. Özellikle robotik, oyun geliştirme ve metavers evren gibi alanlarda bu teknolojilerin potansiyeli büyük.


    “`

  • Google’dan Gemini Destekli Disco: Sekmeleri İş Uygulamalarına Dönüştürüyor

    Google’dan Gemini Destekli Disco: Sekmeleri İş Uygulamalarına Dönüştürüyor






    Google’dan Yeni Yapay Zeka Deneyi: Disco, Sekmeleri Uygulamalara Dönüştürüyor


    Google, tarayıcı sekmelerini özel web uygulamalarına dönüştüren Gemini destekli yeni bir deneyi olan ‘Disco’yu duyurdu. Perşembe günü tanıtılan bu araç, kullanıcıların açık sekmelerindeki bilgileri kullanarak etkileşimli uygulamalar oluşturmalarına ve mevcut görevlerini daha verimli tamamlamalarına olanak tanıyor.

    Anahtar Varlık Kritik Detay
    Şirket Google
    Ürün Adı Disco (GenTabs özelliğiyle)
    Teknoloji Gemini 3 Yapay Zeka Modeli
    Tanıtım Tarihi Perşembe
    Başlangıç Erişimi Sınırlı sayıda test kullanıcısı (Google Labs aracılığıyla), macOS desteği

    Google, yapay zeka alanındaki ilerlemelerini sürdürerek web tarama deneyimini daha da entegre etmeye yönelik yeni bir adım attı. Tanıtılan Disco, kullanıcıların tarayıcılarındaki açık sekmelerdeki bilgileri proaktif olarak önerilen ve etkileşimli web uygulamalarına dönüştürmelerine olanak tanıyan Gemini destekli bir araç olarak öne çıkıyor. Bu yeni özelliğin temelinde, Google’ın Gemini 3 yapay zeka modeli yer alıyor. Disco ile kullanıcılar, ister akademik bir konuda derinlemesine araştırma yapıyor olsunlar, ister çevrimiçi tariflerden yemek planı oluşturmak veya seyahat planı yapmak gibi daha gündelik görevlerle uğraşıyor olsunlar, mevcut tarama içeriklerinden yola çıkarak özel uygulamalar inşa edebilecekler.

    GenTabs: Tarama Deneyimini Kişiselleştirme

    Google’ın “GenTabs” olarak adlandırdığı bu teknoloji, kullanıcıların tarama geçmişlerini ve Gemini sohbet kayıtlarını kullanarak kişiselleştirilmiş web uygulamaları oluşturuyor. Örneğin, bir konu üzerinde çalışırken GenTabs, bilgileri görselleştirmeye yardımcı olacak bir web uygulaması önerebilir, bu da öğrenme sürecini kolaylaştırabilir. Benzer şekilde, birden fazla çevrimiçi tarifi kullanarak akıllı bir yemek planlayıcısı veya seyahat araştırmalarından kapsamlı bir gezi rehberi oluşturmak mümkün hale geliyor. Uygulama oluşturulduktan sonra, kullanıcılar doğal dil komutlarıyla bu uygulamaları daha da rafine edebiliyor ve geliştirme sürecini ilerletebiliyor.

    Sektör Bağlamı ve Gelecek Vizyonu

    Google’ın yapay zeka asistanı Gemini’yi Chrome tarayıcısına entegre etmesi, Perplexity’nin Comet veya ChatGPT Atlas gibi bağımsız yapay zeka tarayıcılarından farklı bir stratejiyi yansıtıyor. Disco ve GenTabs ile Google, tek bir sekmeye odaklanmak yerine, kullanıcıların tüm tarama deneyimlerini, ister araştırma, ister öğrenme olsun, kapsamayı hedefliyor. Bu özellik şimdilik sınırlı sayıda test kullanıcısı ile Google Labs aracılığıyla erişilebilir durumda olacak. Geliştirilen ilgi çekici fikirlerin ileride daha büyük Google ürünlerine entegre edilebileceği belirtiliyor. Disco’nun sunduğu GenTabs’ın, zamanla geliştirilecek birçok özellikten ilki olduğu vurgulanıyor. Disco’ya erişmek isteyen kullanıcıların öncelikle bir bekleme listesine kaydolmaları gerekiyor ve başlangıçta macOS desteği sunulacak.


  • OpenAI, GPT-5.2 ile Google’a Meydan Okuyor: Kurumsal AI Yarışı Kızışıyor

    OpenAI, GPT-5.2 ile Google’a Meydan Okuyor: Kurumsal AI Yarışı Kızışıyor

    “`html

    OpenAI, Google’a Karşı GPT-5.2 ile Karşılık Veriyor: Yapay Zeka Yarışında Yeni Bir Dönem Başlıyor

    Yapay zeka devi OpenAI, Google’ın artan rekabeti karşısında en gelişmiş modeli GPT-5.2’yi Perşembe günü tanıttı. Geliştiriciler ve profesyonel kullanıcılar için tasarlanan GPT-5.2, hız, karmaşık görevler ve üst düzey doğruluk olmak üzere üç farklı versiyonla ChatGPT ücretli kullanıcılarına ve API aracılığıyla geliştiricilere sunuluyor.

    Anahtar Varlık Kritik Detay
    Ana Şirket OpenAI
    Çekirdek Eylem GPT-5.2 yapay zeka modelinin lansmanı
    Tarih/Zaman Çizelgesi Perşembe (Lansman), Ocak (Gelecek model planı)
    Piyasa Etkisi Google’ın Gemini 3’üne karşı rekabeti artırma, kurumsal fırsatları güçlendirme

    Ana Gelişmeler ve Teknik Detaylar

    OpenAI’nin en yeni öncü modeli GPT-5.2, Perşembe günü piyasaya sürüldü. Bu lansman, şirketin Google’ın Gemini 3’ü gibi rakipleri karşısında pazar payını koruma ve geliştirme çabasının bir parçası olarak görülüyor. GPT-5.2, özellikle geliştiriciler ve günlük profesyonel kullanımlar için tasarlanmış olup, üç ana modda sunuluyor: Hız odaklı ‘Instant’, karmaşık görevler için ‘Thinking’ ve maksimum doğruluk için ‘Pro’.

    OpenAI Ürün Şefi Fidji Simo, gazetecilere verdiği demeçte, GPT-5.2’nin “insanlar için daha fazla ekonomik değer yaratmak üzere” tasarlandığını belirtti. Modelin elektronik tablo oluşturma, sunum hazırlama, kod yazma, görüntüleri algılama, uzun bağlamları anlama, araçları kullanma ve karmaşık, çok adımlı projeleri birbirine bağlama konularında üstün yeteneklere sahip olduğu vurgulandı. Bu gelişmeler, OpenAI’nin en büyük rakibi Google’ın Gemini 3 modelinin genel kıyaslama listelerinde lider konumda olduğu bir dönemde geldi.

    Teknik Özellikler

    • Model Versiyonları: Instant (Hız Optimizeli), Thinking (Karmaşık Görevler İçin), Pro (Maksimum Doğruluk)
    • Geliştirilmiş Yetenekler: Elektronik Tablo Oluşturma, Sunum Hazırlama, Kod Yazma, Görüntü Algılama, Uzun Bağlam Anlama, Araç Kullanımı, Çok Adımlı Proje Bağlantısı.
    • Kodlama ve Matematik Performansı: GPT-5.2’nin kodlama, matematik, bilim, vizyon, uzun bağlam muhakemesi ve araç kullanımı gibi alanlarda yeni kıyaslama skorları elde ettiği iddia ediliyor. Bu durum, “daha güvenilir ajans iş akışları, üretim düzeyinde kod ve büyük bağlamlarda ve gerçek dünya verilerinde çalışan karmaşık sistemlere” yol açabileceği belirtildi.
    • Hata Oranı: GPT-5.2 Thinking’in önceki sürüme göre hata oranının %38 azaldığı ifade edildi.

    Endüstri Bağlamı

    OpenAI’nin GPT-5.2 lansmanı, teknoloji devleri arasındaki yapay zeka rekabetinin ne kadar kızıştığını açıkça ortaya koyuyor. Google’ın yapay zeka alanındaki hızlı ilerlemesi ve Gemini 3’ün kıyaslamalarda elde ettiği başarı, OpenAI’yi harekete geçirdi. Şirketin CEO’su Sam Altman’ın daha önce ChatGPT trafiğindeki düşüş ve pazar payı kaybı endişeleriyle ilgili yayımladığı “kırmızı kod” notu, bu yeni modelin ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. GPT-5.2, OpenAI’nin hem tüketici hem de kurumsal pazarda liderliğini yeniden pekiştirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, yapay zeka alanındaki şirketlerin inovasyon hızını artırarak, nihayetinde tüm endüstriyi daha ileriye taşıyacaktır.

    Duyurular ve Gelecek Planları

    GPT-5.2, OpenAI’nin son iki yükseltmesinin bir konsolidasyonu olarak görülüyor. GPT-5, bir yönlendirici ile hızlı varsayılan model ve daha derin “Thinking” modu arasında geçiş yapabilen birleşik bir sistemin temelini atmıştı. Kasım ayında çıkan GPT-5.1, bu sistemi daha sıcak, daha konuşkan ve ajans ile kodlama görevlerine daha uygun hale getirmeye odaklanmıştı. En son model olan GPT-5.2, bu gelişmelerin tümünü daha da güçlendirerek, üretim kullanımı için daha güvenilir bir temel oluşturuyor.

    OpenAI’nin bu hamlesi, Google’ın yapay zeka ekosistemine derinlemesine entegre ettiği Gemini 3’e karşı güçlü bir rekabet oluşturma amacı taşıyor. Google’ın sunduğu yönetilen MCP sunucuları ve yapay zeka sistemleri ile veri ve araçlar arasındaki bağlantı kuran MCP’ler, Gemini 3’ün entegrasyonunu kolaylaştırıyor. OpenAI ise GPT-5.2 ile kodlama, matematik, bilim, vizyon, uzun bağlam muhakemesi ve araç kullanımı gibi alanlarda yeni kıyaslama skorları iddia ediyor.

    Öte yandan, OpenAI’nin görüntü üretimi konusunda da atağa geçmesi bekleniyor. Google’ın Gemini 2.5 Flash Image modeli (Nano Banana) ve yükseltilmiş Gemini 3 Pro Image’ının (Nano Banana Pro) başarısının ardından, OpenAI’nin de Ocak ayında daha iyi görseller, geliştirilmiş hız ve daha iyi bir kişilik sunan yeni bir model çıkarması planlanıyor. Şirket, ayrıca gençlere yönelik yeni güvenlik önlemleri ve yaş doğrulama sistemlerini de duyurdu.


    “`

  • Google’dan Yeni: Selfie ile Sanal Giysi Deneme Özelliği Türkiye’de!

    Google’dan Yeni: Selfie ile Sanal Giysi Deneme Özelliği Türkiye’de!

    Google, yapay zeka destekli sanal giysi deneme özelliğini selfie ile kullanıma açtı. 2025-11-23 tarihli duyuruya göre, kullanıcılar artık sadece bir selfie ile kendilerine ait dijital versiyonlarını oluşturarak kıyafetleri sanal olarak deneyebilecekler. Bu yenilik, Google’ın yapay zeka ve e-ticaret alanındaki yatırımlarının bir parçası olarak öne çıkıyor.

    Anahtar Varlık Detay
    Şirket Google
    Teknoloji Yapay Zeka (Gemini 2.5 Flash Image)
    Özellik Selfie ile Sanal Giysi Deneme
    Başlangıç Tarihi Bugün (Amerika Birleşik Devletleri)
    Mevcut Durum Google Shopping, Google Images, Search

    Google, perşembe günü yaptığı açıklamada, yapay zeka destekli sanal giysi deneme özelliğini güncellediğini duyurdu. Bu güncelleme ile kullanıcılar artık sadece bir selfie kullanarak kıyafetleri sanal olarak deneyebilecekler. Geçmişte, bu özelliği kullanmak için tam vücut fotoğrafı yüklemek gerekiyordu. Ancak yeni sistemde, kullanıcıların selfie’lerini ve Google’ın Gemini 2.5 Flash Image modelini kullanarak kendilerinin tam vücut dijital bir versiyonu oluşturuluyor, bu da sanal denemeler için zemin hazırlıyor.

    Operasyonel Detaylar ve Kullanıcı Deneyimi

    Kullanıcılar, kendi standart giyim bedenlerini seçebiliyor ve ardından sistem birkaç farklı görsel üretiyor. Kullanıcılar, bu görsellerden birini varsayılan deneme fotoğrafı olarak belirleyebiliyor. Bu süreç, kullanıcıların kendi bedenlerine en uygun olanı görselleştirmelerine olanak tanıyor. İhtiyaç duyan kullanıcılar, tam vücut fotoğrafı kullanma veya farklı vücut tiplerine sahip model seçeneklerinden birini tercih etme imkanına da sahip olmaya devam ediyor.

    Sektörel Etki ve Stratejik Konumlandırma

    Bu yeni yetenek, Google’ın önümüzdeki dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanıma sunuluyor. Google, daha önce Temmuz ayında tanıttığı sanal deneme özelliğini, ilk olarak Google Alışveriş Grafiği üzerinden Search, Google Shopping ve Google Images’da giyim ürünleri için sunmuştu. Kullanıcılar, bir ürün listelemesine dokunup “deneyin” simgesini seçerek bu özelliği kullanabiliyorlardı. Bu hamle, Google’ın sanal yapay zeka deneme alanına yaptığı yatırımların altını çiziyor; şirket bu amaçla ayrı bir uygulama da geliştirmiş durumda.

    Doppl Uygulaması ve Alışveriş Deneyiminin Dönüşümü

    Doppl adlı bu özel uygulama, yapay zeka kullanarak farklı kıyafetlerin kullanıcının üzerinde nasıl görüneceğini görselleştirmeye odaklanıyor. Geçtiğimiz hafta bu uygulamaya, öneriler sunan ve kullanıcıların yeni ürünleri keşfedip sanal olarak deneyebilmelerini sağlayan bir alışverişe açık keşif akışı eklenmesiyle bir güncelleme daha yapıldı. Akışta yer alan hemen hemen her ürün doğrudan satıcı bağlantılarıyla satın alınabiliyor. Akış, gerçek ürünlerin yapay zeka tarafından oluşturulmuş videolarını içeriyor ve kişiselleştirilmiş stilinize göre kombin önerileri sunuyor. Yapay zeka tarafından üretilen bir akış bazı kullanıcılar için cazip olmayabilirken, Google muhtemelen bunu, TikTok ve Instagram gibi platformlar sayesinde insanların zaten aşina olduğu bir formatta ürünleri sergilemenin bir yolu olarak görüyor.

  • Disney’den Google’a Telif İhlali İhtarnamesi: Yapay Zeka Çatışması

    Disney’den Google’a Telif İhlali İhtarnamesi: Yapay Zeka Çatışması

    Disney, teknoloji devi Google’a telif hakkı ihlali iddiasıyla ihtarname gönderdi. Şirket, Google’ın yapay zeka modellerini kullanarak telif hakkıyla korunan içeriklerini “büyük ölçekte” izinsiz dağıttığını iddia ediyor.

    Kilit Varlık Kritik Detay
    Ana Şirket Disney, Google
    Temel Eylem Telif Hakkı İhlali İddiası, İhtarname
    Bütçe/Değer N/A (Ancak Disney’in OpenAI ile 1 milyar dolarlık anlaşması var)
    Tarih/Zaman Çizelgesi Çarşamba

    Disney, teknoloji devi Google’a yönelik ciddi bir hukuki adım atarak telif hakkı ihlali iddiasıyla bir ihtarname gönderdi. Variety’nin haberine göre, Disney, Google’ın yapay zeka (YZ) modellerini ve hizmetlerini kullanarak telif hakkıyla korunan görsellerini ve videolarını “büyük ölçekte” izinsiz bir şekilde ticari olarak dağıttığını iddia ediyor. Bu gelişme, YZ teknolojilerinin telif hakları üzerindeki etkileri konusunda artan endişeleri de gözler önüne seriyor.

    İddiaların Detayları ve Google’ın Yanıtı

    İhtarnamede Disney, Google’ı “sanal bir otomat gibi” işleyerek telif hakkıyla korunan karakterlerinin ve diğer eserlerinin kopyalarını kitlesel ölçekte yeniden üretebildiğini, sunabildiğini ve dağıtabildiğini öne sürüyor. Daha da vahim olanı, Google’ın YZ hizmetleriyle üretilen ihlalci görsellerin birçoğunun Google’ın Gemini logosuyla markalandırıldığı ve bunun da Disney’in fikri mülkiyetinin Google tarafından sömürülmesinin Disney tarafından yetkilendirilmiş ve onaylanmış gibi yanlış bir izlenim yarattığı belirtiliyor. İddialar arasında “Frozen”, “The Lion King”, “Moana”, “The Little Mermaid”, “Deadpool” gibi popüler Disney yapımlarından karakterlerin de bulunduğu ifade ediliyor.

    Google ise bu iddiaları doğrulama veya reddetme yoluna gitmeyerek, sadece Disney ile “etkileşimde bulunacağını” belirtti. Bir sözcü, “Disney ile uzun süredir devam eden ve karşılıklı faydaya dayanan bir ilişkimiz var ve onlarla etkileşimde bulunmaya devam edeceğiz. Daha genel olarak, YZ’mızı oluşturmak için açık web’den kamu verilerini kullanıyoruz ve sitelere ve telif hakkı sahiplerine içerikleri üzerinde kontrol sağlayan Google-extended ve YouTube için Content ID gibi ek yenilikçi telif hakkı kontrolleri geliştirdik,” açıklamasında bulundu.

    Sektörel Etki ve Stratejik Hamleler

    Disney’in bu hamlesi, şirketin aynı gün OpenAI ile üç yıllık, 1 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladığına dair haberlerle aynı zamana denk gelmesi dikkat çekici. Bu anlaşma, Disney’in ikonik karakterlerinin OpenAI’nin Sora YZ video üreteci ile entegrasyonunu öngörüyor. Bu çelişkili adımlar, Disney’in bir yandan YZ teknolojilerini benimseyip kullanırken, diğer yandan kendi fikri mülkiyetinin yetkisiz kullanımına karşı sert bir duruş sergilediğini gösteriyor. Bu durum, teknoloji şirketlerinin YZ gelişiminde telif hakları ve etik konularında ne kadar karmaşık bir denge kurması gerektiğini ortaya koyuyor.

    Yönetici Özeti

    Bu gelişme, teknoloji ve eğlence sektörlerinin kesişim noktasındaki telif hakkı mücadelesinin geldiği son noktayı temsil ediyor. Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi, fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda yeni ve karmaşık zorluklar ortaya çıkarıyor. CEO’lar için bu, YZ stratejilerini geliştirirken telif hakkı ihlali risklerini en aza indirme ve olası hukuki anlaşmazlıklara karşı proaktif önlemler alma gerekliliğini vurguluyor. Disney’in Google’a karşı aldığı bu sert tavır, sektördeki diğer şirketlere de emsal teşkil edebilir.

  • 1X Robotları, EQT ile Fabrika & Depo Uygulamaları İçin Anlaştı

    1X Robotları, EQT ile Fabrika & Depo Uygulamaları İçin Anlaştı

    Robotik şirketi 1X, ‘ev tipi’ insansı robotlarını fabrikalara ve depolara göndermek için EQT ile stratejik bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, başlangıçta kişisel kullanım için tasarlanan binlerce 1X Neo robotunun endüstriyel uygulamalarda kullanılmasının önünü açıyor.

    Anahtar Varlık Kritik Detay
    Ana Şirket 1X
    Temel Eylem EQT portföy şirketlerine 10.000 adede kadar 1X Neo robotunun gönderilmesi.
    Değer/Bütçe Her bir robotun maliyeti 20.000$ (ön sipariş fiyatı).
    Tarih/Zaman Çizelgesi 2026 ve 2030 yılları arasında sevkiyat.

    Robotik alanında yenilikçi çözümler sunan 1X, tüketici pazarı için tasarladığı insansı robotları için önemli bir ticari kullanım alanı buldu. Şirket, yatırımcılarından EQT’nin portföy şirketlerine binlerce 1X Neo insansı robotunu tedarik etmek üzere stratejik bir ortaklık duyurdu. Bu iş birliği, başlangıçta ev içi görevler için konumlandırılan Neo modelinin, üretim, depolama ve lojistik gibi kritik endüstriyel sektörlerdeki potansiyelini ortaya koyuyor.

    Anlaşma kapsamında, 2026 ile 2030 yılları arasında 10.000 adede kadar 1X Neo robotunun EQT’nin 300’den fazla portföy şirketine sevk edilmesi planlanıyor. 1X’in TechCrunch’a doğruladığı bilgilere göre, bu sevkiyatlar EQT’nin ilgilenen her portföy şirketiyle ayrı ayrı yapılacak sözleşmelerle gerçekleştirilecek. Bu durum, robotların endüstriyel ihtiyaçlara göre özelleştirilebileceği ve entegre edilebileceği anlamına geliyor.

    Stratejik Dönüşüm ve Pazarlama

    Bu ortaklık, 1X Neo’nun pazarlama stratejisi açısından dikkat çekici bir sapma anlamına geliyor. Robot, piyasaya sürüldüğünde özellikle “evinizdeki yaşamı dönüştürmek için tasarlanmış ilk tüketiciye hazır insansı robot” olarak tanıtılmıştı. Eş zamanlı olarak, 1X’in endüstriyel kullanımlar için tasarladığı Eve Industrial modeli bulunmasına rağmen, bu anlaşmanın doğrudan Neo modelini kapsaması, şirketin ürün gamını genişletme ve farklı pazar segmentlerine ulaşma hedefini gösteriyor. 20.000 dolarlık fiyat etiketi göz önüne alındığında, tüketici pazarında bu maliyetin karşılanması zorlayıcı olabilirken, endüstriyel alanda verimlilik ve otomasyon artışı vaadi bu bariyeri aşmayı kolaylaştırıyor.

    Endüstriyel Bağlam ve Gelecek Perspektifi

    İnsansı robotların evlerde yaygınlaşması, güvenlik, gizlilik ve maliyet gibi faktörler nedeniyle uzun bir süre alacak gibi görünüyor. 1X Neo’nun, insan operatörlerin robotun gözünden kullanıcının evini izlemesine olanak tanıyan bir gizlilik unsuru içermesi, tüketici tarafında benimsenmesini daha da zorlaştırabilir. Ayrıca, evcil hayvanlar ve küçük çocuklar etrafındaki potansiyel güvenlik riskleri de insansı robotların evlerde yaygınlaşmasının önündeki engeller arasında yer alıyor. Sektördeki birçok uzman, insansı robotların endüstriyel benimsenmesinin yakın gelecekte daha olası olduğunu belirtiyor. Bu anlaşma, 1X’in bu beklentiyi stratejik olarak değerlendirdiğini ve Neo’nun ticari potansiyelini erken aşamada keşfettiğini gösteriyor.

  • Google, Yeni Yapay Zeka Aracı Gemini Deep Research’ü Tanıttı

    Google, Yeni Yapay Zeka Aracı Gemini Deep Research’ü Tanıttı

    Google, OpenAI’nin GPT 5.2’yi Tanıtmasıyla Aynı Gün Yeni Derin Araştırma Yapay Zeka Aracını Lansmanını Duyurdu. Teknoloji devi, Gemini 3 Pro temel modeline dayanan yeni Gemini Deep Research aracını tanıttı; bu araç, geliştiricilerin uygulamalarına gelişmiş araştırma yetenekleri entegre etmelerine olanak tanıyor.

    Anahtar Varlık Kritik Detay
    Google Gemini Deep Research’ün yeniden tasarlanmış bir sürümünü ve yeni Interactions API’yi yayınladı.
    Gemini 3 Pro Google’ın en gelişmiş ve “en gerçekçi” temel modeli.
    Perşembe OpenAI, GPT 5.2’yi (kod adı Garlic) tanıttı.
    Geliştirici Entegrasyonu Uygulamalara gömülebilir yapay zeka araştırma yetenekleri sunuyor.
    Geliştiriciler ve Kurumsal Müşteriler Durum tespiti, ilaç toksisitesi araştırmaları ve daha fazlası için kullanılıyor.

    Google, çarşamba günü yapay zeka araştırmalarındaki en derin aracını duyurdu: Gemini Deep Research’ün elden geçirilmiş sürümü. Bu gelişmiş araç, Google’ın en yeni ve en gelişmiş temel modeli olan Gemini 3 Pro üzerine inşa edilmiştir. Yeni sürüm, sadece araştırma raporları oluşturmanın ötesine geçerek, geliştiricilerin Google’ın devlet sanatı (state-of-the-art) modelinin araştırma yeteneklerini kendi uygulamalarına entegre etmelerine olanak tanıyor. Bu entegrasyon, Google’ın yeni tanıttığı Interactions API aracılığıyla mümkün oluyor; bu API, geleceğin ajans tabanlı yapay zeka döneminde geliştiricilere daha fazla kontrol sağlamak üzere tasarlandı.

    Operasyonel Detaylar ve Stratejik Etki

    Yeni Gemini Deep Research aracı, büyük bilgi yığınlarını sentezleme ve komut satırına büyük miktarda bağlamı işleme konusunda uzmanlaşmış bir ajandır. Google, müşterilerinin bu aracı durum tespiti (due diligence) süreçlerinden ilaç toksisitesi güvenliği araştırmalarına kadar çeşitli görevler için kullandığını belirtiyor. Bu araç, karmaşık görevlerde halüsinasyonları en aza indirmek üzere eğitilmiş, Google’ın “en gerçekçi” modeli olarak tanımlanan Gemini 3 Pro’nun yeteneklerinden faydalanıyor. Yapay zeka halüsinasyonları, uzun süren ve derinlemesine akıl yürütme gerektiren ajans tabanlı görevlerde özellikle kritik bir sorundur; çünkü birçok otonom karar dakika, saat veya daha uzun süreler boyunca alınır ve bu süreçte ortaya çıkan tek bir halüsinasyon bile tüm çıktıyı geçersiz kılabilir.

    Google, bu yeni derin araştırma aracını yakında Google Search, Google Finance, Gemini Uygulaması ve popüler NotebookLM gibi hizmetlerine entegre edeceğini duyurdu. Bu hamle, insanların artık bir şeyleri Google’da aramak yerine kendi yapay zeka ajanlarının bu işleri yürüttüğü bir dünyaya hazırlıkta atılmış önemli bir adımdır. Bu gelişmeler, Google’ın yapay zeka alanındaki liderliğini pekiştirme ve ürünlerine daha gelişmiş yetenekler kazandırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

    Sektör Bağlamı ve Rekabet

    Google, ilerleme iddialarını kanıtlamak amacıyla yeni bir karşılaştırma platformu olan DeepSearchQA’yı da duyurdu. Bu platform, ajanları karmaşık, çok adımlı bilgi arama görevlerinde test etmek üzere tasarlanmıştır ve açık kaynak olarak kullanıma sunulmuştur. Ayrıca, Gemini Deep Research, “insanlığın son sınavı” olarak adlandırılan ve imkansız derecede niş görevlerle dolu bağımsız bir genel bilgi karşılaştırması olan Humanity’s Last Exam ve tarayıcı tabanlı ajans görevleri için BrowserComp karşılaştırmaları üzerinde de test edildi. Şirketin yeni ajanı, kendi platformu ve Humanity’s Last Exam’da rakiplerini geride bıraktı. İlginç bir şekilde, OpenAI’nin ChatGPT 5 Pro’su tüm karşılaştırmalarda şaşırtıcı derecede yakın bir ikinci oldu ve BrowserComp’ta Google’ı hafifçe geçti.

    Ancak, bu karşılaştırma sonuçları, Google’ın duyurusunu yaptığı gün OpenAI’nin büyük beğeni toplayan GPT 5.2’yi (kod adı Garlic) piyasaya sürmesiyle neredeyse anında eskidi. OpenAI, en yeni modelinin tipik karşılaştırma setlerinde, özellikle Google olmak üzere rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor. Bu durum, yapay zeka alanındaki rekabetin ne kadar hızlı geliştiğini ve şirketlerin sürekli olarak birbirlerinin hamlelerine yanıt vermek zorunda kaldığını gösteriyor. CEO’lar için bu durum, yapay zeka yeteneklerine yatırım yapmanın artık bir seçenek değil, iş sürekliliği ve rekabet avantajı için bir zorunluluk olduğunu vurguluyor.

  • Google: Kulaklık Çeviri Beta’sı, Gemini ile Daha Akıllı Çeviri & Dil Öğrenimi

    Google: Kulaklık Çeviri Beta’sı, Gemini ile Daha Akıllı Çeviri & Dil Öğrenimi

    Google, Kulaklıklarla Anlık Çeviri Deneyimini Beta’ya Açtı: Yapay Zeka ile Dil Bariyerlerini Yıkıyor
    Google, Cuma günü yaptığı duyuruyla kulaklıklardan gerçek zamanlı dil çevirisi alınmasını sağlayan bir beta deneyimini kullanıma sundu. Teknoloji devi ayrıca, Google Çeviri’ye gelişmiş Gemini yeteneklerini getirerek ve Çeviri uygulamasındaki dil öğrenme araçlarını genişleterek küresel iletişimi ve dil öğrenmeyi kolaylaştırmayı hedefliyor.

    Haber Özeti
    Ana Varlık Kritik Detay
    Şirket Google
    Ana Yenilik Kulaklıklarla Gerçek Zamanlı Anlık Çeviri Beta Deneyimi, Gelişmiş Gemini Yetenekleri
    Başlangıç (Beta) Şu anda ABD, Meksika ve Hindistan’da Android için mevcut.
    Genişleme Planı 2026’da iOS ve daha fazla ülkeye gelecek.
    Dil Öğrenme Araçları Neredeyse 20 yeni ülkeye genişliyor, geliştirilmiş geri bildirim ve ilerleme takibi ekleniyor.

    Google’ın Yeni Anlık Çeviri Deneyimi: Konuşmacı Tonu ve Vurgusu Korunuyor

    Google tarafından yapılan açıklamada, yeni gerçek zamanlı kulaklık çevirisi deneyiminin, her konuşmacının tonunu, vurgusunu ve konuşma hızını koruduğu belirtildi. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, konuşmaları daha kolay takip edebilecek ve kimin ne söylediğini daha net anlayabilecek. Temel olarak, herhangi bir kulaklığı gerçek zamanlı, tek yönlü bir çeviri cihazına dönüştüren bu yetenek, farklı dillerdeki sohbetleri daha akıcı hale getirmeyi amaçlıyor.

    Google Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Rose Yao, konuya ilişkin blog yazısında, “Farklı bir dilde sohbet etmeye çalışıyor olun, yurt dışındayken bir konuşmayı veya dersi dinliyor olun ya da başka bir dilde bir TV şovu veya film izliyor olun, artık kulaklığınızı takabilir, Çeviri uygulamasını açabilir, ‘Canlı çeviri’ye dokunabilir ve tercih ettiğiniz dilde gerçek zamanlı bir çeviri duyabilirsiniz,” ifadelerini kullandı. Beta sürümü şu anda ABD, Meksika ve Hindistan’da Android cihazlardaki Çeviri uygulaması için kullanıma sunuldu ve 70’ten fazla dili destekliyor. Google, bu özelliği 2026 yılında iOS platformuna ve daha fazla ülkeye getirmeyi planlıyor.

    Gemini İle Daha Akıllı ve Doğal Çeviriler

    Google Çeviri’ye entegre edilen gelişmiş Gemini yetenekleri, metin çevirilerini daha akıllı, doğal ve doğru hale getirecek. Bu yeni nesil yapay zeka, özellikle argo, deyimler veya yerel ifadeler gibi daha nüanslı anlamlara sahip ifadelerin çevirisinde önemli iyileştirmeler sağlayacak. Örneğin, İngilizce’deki “stealing my thunder” gibi bir deyimin çevrilmesi istendiğinde, Gemini bağlamı analiz ederek kelimesi kelimesine çeviri yerine deyimin gerçek anlamını yakalayan daha doğru bir sonuç üretecek. Bu güncelleme şu anda ABD ve Hindistan’da sunuluyor ve İngilizce ile İspanyolca, Arapça, Çince, Japonca ve Almanca gibi yaklaşık 20 dil arasında çeviri yapıyor. Güncelleme, Android, iOS ve web platformlarındaki Çeviri uygulamasında mevcut.

    Dil Öğrenme Araçları Genişliyor ve Geliştiriliyor

    Google, dil öğrenme araçlarını Almanya, Hindistan, İsveç ve Tayvan dahil olmak üzere yaklaşık 20 yeni ülkeye genişletiyor. İngilizce konuşanlar artık Almanca pratik yapabilirken; Bengalce, Mandarin Çincesi (Basitleştirilmiş), Hollandaca, Almanca, Hintçe, İtalyanca, Rumence ve İsveççe konuşanlar İngilizce pratik yapma imkanı bulacak. Ayrıca, kullanıcıların konuşma pratiklerine dayalı faydalı ipuçları almalarını sağlayacak geliştirilmiş geri bildirim mekanizmaları ekleniyor. Google ayrıca, kullanıcıların art arda kaç gündür dil öğrendiğini takip eden ve ilerlemelerini görmelerini ve tutarlılıklarını korumalarını kolaylaştıran bir özellik de ekliyor. Mevcut durumda Duolingo gibi platformlara rakip olarak tasarlanan bu araçlar, yeni özelliklerle popüler dil öğrenme uygulamalarına daha da yakın bir deneyim sunuyor.

  • **Trump’ın YZ Kararnamesi: Girişimleri Bekleyen Yasal Belirsizlik Türkiye’de Artıyor**

    **Trump’ın YZ Kararnamesi: Girişimleri Bekleyen Yasal Belirsizlik Türkiye’de Artıyor**

    Başlık: Trump’ın Yapay Zeka Kararnamesi ‘Tek Bir Kural Kitabı’ Vaat Ediyor – Ancak Girişimler Yasal Belirsizlikle Karşı Karşıya Kalabilir

    Özet: Başkan Donald Trump, Perşembe akşamı imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle federal kurumları eyaletlerin yapay zeka (YZ) yasalarına meydan okumaya yönlendirdi. Kararname, girişimlerin karmaşık ve birbirinden farklı kurallardan kurtulması gerektiğini savunurken, hukuk uzmanları ve teknoloji şirketleri kararnamenin belirsizliği uzatabileceği ve genç firmaları federal bir çözüm beklenirken sürekli değişen eyalet gereklilikleriyle başa çıkmaya zorlayabileceği konusunda uyarıyor.

    Anahtar Varlık Kritik Detay
    Başkan Donald Trump YZ ve Kripto Politikası Sorumlusu David Sacks’ın yönlendirdiği bir kararname imzaladı.
    Ana Eylem Federal kurumlar, YZ’nin eyaletler arası ticaret olduğu gerekçesiyle eyalet yasalarına meydan okuyacak.
    Zaman Çizelgesi 30 gün içinde bir görev gücü kurulacak, 90 gün içinde “ağır” eyalet yasaları listelenecek.
    Mevcut Durum Girişimler, mahkemeler engellemediği sürece yürürlükte olan eyalet yasalarıyla başa çıkmak zorunda kalacak.

    Ana Gelişme:

    Başkan Donald Trump tarafından Perşembe akşamı imzalanan “Yapay Zeka İçin Ulusal Politika Çerçevesini Sağlama” başlıklı başkanlık kararnamesi, federal kurumları eyalet düzeyindeki yapay zeka düzenlemelerine karşı harekete geçirmeye çağırıyor. Kararnamenin temel argümanı, yapay zekanın eyaletler arası bir ticaret olması ve bu nedenle tek bir federal çerçeve altında düzenlenmesi gerektiğidir. Adalet Bakanlığı’na 30 gün içinde bir görev gücü kurması talimatı verilirken, Ticaret Bakanlığı’na da 90 gün içinde “ağır” olarak değerlendirilen eyalet YZ yasalarının bir listesini derlemesi emredildi. Bu değerlendirmenin, eyaletlerin federal fonlardan, özellikle de genişbant hibelerinden yararlanma uygunluğunu etkileyebileceği belirtiliyor.

    Stratejik Etki ve Operasyonel Detaylar

    Kararname, Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ve Federal İletişim Komisyonu (FCC) gibi kurumlardan eyalet kurallarını geçersiz kılabilecek federal standartları araştırmalarını ve yönetimden de Kongre ile birlikte homojen bir YZ yasası üzerinde çalışmasını istiyor. Bu hamle, Kongre’de eyalet düzeyindeki düzenlemeleri durdurma çabalarının başarısız olmasının ardından eyaletler arası YZ kurallarını sınırlamaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası olarak görülüyor. Ancak, hem Tüketiciyi Koruma Kurumu gibi kurumlar hem de sektör içindeki bazı sesler, federal bir standardın henüz oluşturulmadığını ve eyalet yasalarının mahkemeler tarafından engellenmediği veya eyaletler tarafından yürütmesi durdurulmadığı sürece yürürlükte kalacağını belirtiyor. Bu durum, girişimler için uzun süreli bir belirsizlik ve geçiş dönemi yaratabilir.

    Sektörün Görüşleri ve Potansiyel Zorluklar

    Michael Kleinman, Future of Life Institute’ta ABD Politikaları Başkanı olarak, bu kararnamenin “Washington’daki etkilerini kullanarak kendilerini ve şirketlerini hesap verebilirlikten korumaya çalışan Silikon Vadisi oligarkları için bir hediye” olduğunu belirtti. Kararnamenin arkasındaki ana figürlerden biri olan David Sacks’ın bu düzenlemelerin önceliklendirilmesi yönündeki çabaları biliniyor. LexisNexis Kuzey Amerika, İngiltere ve İrlanda CEO’su Sean Fitzpatrick ise eyaletlerin tüketici koruma yetkilerini mahkemelerde savunacağını ve davaların muhtemelen Yüksek Mahkeme’ye kadar tırmanacağını öngörüyor. Bu hukuki mücadeleler, girişimler için hem maliyetli hem de zaman alıcı olabilir.

    Yenilikçilik ve Büyüme Üzerindeki Etki

    Oklahoma Valisi Kevin Stitt’in Yapay Zeka ve Gelişen Teknoloji Görev Gücü’nün baş yazarlarından Hart Brown, girişimlerin genellikle ölçek büyüyene kadar güçlü düzenleyici yönetim programlarına sahip olmadığını ve bu tür programların oluşturulmasının pahalı ve zaman alıcı olabileceğini vurguladı. Circuit Breaker Labs’in kurucu ortağı Arul Nigam da bu belirsizlikten endişe duyuyor ve yapay zeka arkadaşı ve sohbet robotu şirketlerinin kendi kendini mi düzenlemesi gerektiğini yoksa açık kaynak standartlarına mı uyması gerektiğini sorguluyor. Trustible’ın CTO’su Andrew Gamino-Cheong ise bu belirsizliğin özellikle büyük finansmanlara erişimi olmayan startup’ları olumsuz etkileyeceğini, satış döngülerini uzatacağını ve sigorta maliyetlerini artıracağını öne sürdü. Hatta yapay zekanın düzenlenmediği algısının, zaten düşük olan güveni daha da azaltabileceği uyarısında bulundu.

    Hukuki Belirsizlik ve Piyasa Dinamikleri

    Davis + Gilbert’ten ortak Gary Kibel, işletmelerin tek bir ulusal standartı memnuniyetle karşılayacağını ancak bir başkanlık kararının eyaletlerin onayladığı yasaları geçersiz kılmak için doğru araç olmayabileceğini belirtti. Mevcut belirsizliğin, ya aşırı kısıtlayıcı kurallar ya da hiç adım atılmaması gibi iki aşırı uca yol açabileceğini ve bunun da “Vahşi Batı” benzeri bir duruma neden olarak büyük teknoloji şirketlerinin riski absorbe etme ve bekleme kabiliyetini artırabileceğini öngörüyor. The App Association başkanı Morgan Reed ise Kongre’yi acilen “kapsamlı, hedefe yönelik ve risk temelli bir ulusal YZ çerçevesi”ni yürürlüğe koymaya çağırdı ve bir başkanlık kararının anayasaya uygunluğu üzerine uzun süren bir mahkeme mücadelesinin de daha iyi bir çözüm olmadığını belirtti.

  • LinkedIn Algoritması: B2B’de Cinsiyet Ayrımcılığı İddiaları, Deneyler ve Çözümler

    LinkedIn Algoritması: B2B’de Cinsiyet Ayrımcılığı İddiaları, Deneyler ve Çözümler

    “`html

    LinkedIn Algoritma Tartışması: Kadın Kullanıcılar Cinsiyet Ayrımcılığı İddiasında Bulunuyor

    LinkedIn’in yeni algoritmalarının kadın kullanıcıların içeriklerinin erişimini olumsuz etkilediğine dair iddialar, platformda bir deneyin başlatılmasına yol açtı. #WearthePants adlı deneyde, kadın kullanıcıların profillerini erkek olarak değiştirmeleri sonrası etkileşim oranlarında dikkat çekici artışlar yaşandığı rapor edildi.

    Anahtar Varlık Detaylı Bilgi
    LinkedIn Küresel profesyonel ağ platformu
    Algoritma Deneyi ve İddialar Kadın kullanıcıların profillerini erkek olarak değiştirmesi sonucu etkileşim artışı
    Kasım Deneylerin yoğunlaştığı ve raporların ortaya çıktığı dönem
    Michelle, Marilynn Joyner, Cindy Gallop, Jane Evans Deneye katılan ve gözlemlerini paylaşan kullanıcılar

    Kapsamlı Deneyler ve Kullanıcı Deneyimleri

    Kasım ayında, adını gizli tuttuğumuz ürün stratejisti Michelle, LinkedIn hesabında cinsiyetini erkek olarak değiştirdi ve TechCrunch’a yaptığı açıklamada, adını da Michael olarak güncellediğini belirtti. Bu adım, LinkedIn’in yeni algoritmasının kadınlara karşı ayrımcılık yapıp yapmadığı hipotezini test etmek için başlatılan #WearthePants adlı deneysel bir hareketin parçasıydı. Aylardır bazı deneyimli LinkedIn kullanıcıları, platformda etkileşim ve gösterimlerde düşüşler yaşandığından şikayet ediyordu. Bu durum, şirketin mühendislikten sorumlu başkan yardımcısı Tim Jurka’nın Ağustos ayında yaptığı ve platformun “daha yakın zamanda” kullanıcılar için faydalı içerikleri öne çıkarmak amacıyla Büyük Dil Modellerini (LLM) entegre ettiğini belirttiği açıklamaların ardından geldi.

    Michelle, 10.000’den fazla takipçisi olmasına rağmen, kocası için gönderiler ghostwriting yaparken, kocası sadece yaklaşık 2.000 takipçiye sahipken bile benzer sayıda gönderi gösterimi aldıklarını fark etti. Aradaki tek belirgin değişkenin cinsiyet olduğunu belirten Michelle, “Tek önemli değişken cinsiyetti” dedi. Benzer şekilde, bir kurucu olan Marilynn Joyner de profil cinsiyetini değiştirdikten sonra gönderilerinin görünürlüğünün arttığını belirtti. Joyner, “Profilimdeki cinsiyetimi kadın’dan erkek’e değiştirdim ve bir gün içinde gösterimlerim %238 arttı” diye konuştu. Megan Cornish, Rosie Taylor, Jessica Doyle Mekkes, Abby Nydam, Felicity Menzies, Lucy Ferguson gibi birçok başka kadın kullanıcı da benzer sonuçlar bildirdi.

    LinkedIn’den Resmi Açıklama ve Algoritmik İncelemeler

    LinkedIn, yaptığı açıklamada, “algoritma ve yapay zeka sistemlerinin içerik, profil veya gönderilerin Akış’taki görünürlüğünü belirlemek için yaş, ırk veya cinsiyet gibi demografik bilgileri bir sinyal olarak kullanmadığını” belirtti. Şirket ayrıca, “kendi akış güncellemelerinizin mükemmel bir şekilde temsilci olmayan veya eşit erişime sahip olmayan yan yana bir anlık görüntüsünün, Akış içindeki adaletsiz muameleyi veya önyargıyı otomatik olarak ima etmediğini” ekledi. Sosyal algoritma uzmanları, açık bir cinsiyetçiliğin doğrudan bir neden olmayabileceğini, ancak örtük bir önyargının rol oynayabileceğini kabul ediyor. Veri etiği danışmanı Brandeis Marshall, platformların “matematiksel ve sosyal kaldıraçları aynı anda ve sürekli çeken karmaşık bir algoritma senfonisi” olduğunu vurguladı. Marshall, profil fotoğrafı ve isim değişikliğinin sadece bir kaldıraç olduğunu belirterek, algoritmanın kullanıcının diğer içeriklerle nasıl etkileşim kurduğundan da etkilendiğini ekledi. “Bir kişinin içeriğini diğerinin önüne geçiren tüm diğer kaldıraçların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu, insanların varsaydığından daha karmaşık bir sorun,” dedi.

    #WearthePants Deneyi ve “Bro-Kodu” Tartışması

    #WearthePants deneyi, iki girişimci olan Cindy Gallop ve Jane Evans tarafından başlatıldı. Kadınların neden bu kadar çok etkileşim düşüşü yaşadığını anlamak isteyen Gallop ve Evans, iki erkeğe kendi içerikleriyle aynı içeriği oluşturup paylaşmalarını istedi. Gallop ve Evans, toplamda 150.000’in üzerinde takipçiye sahipken, iki erkeğin o dönemde yaklaşık 9.400 takipçisi vardı. Gallop, gönderisinin yalnızca 801 kişiye ulaştığını, aynı içeriği paylaşan erkeğin ise takipçilerinin %100’ünden fazlasına, yani 10.408 kişiye ulaştığını bildirdi. Bu gelişme üzerine diğer kadınlar da deneye katıldı. İşini pazarlamak için LinkedIn’i kullanan Joyner gibi bazıları endişelenmeye başladı. “LinkedIn’in algoritmasında olabilecek herhangi bir önyargı için hesap verebilirlik almasını gerçekten isterim,” dedi Joyner. Ancak LinkedIn, diğer LLM’ye bağımlı arama ve sosyal medya platformları gibi, içerik seçimi modellerinin nasıl eğitildiğine dair ayrıntılı bilgi sunmuyor. Marshall, bu platformların çoğunun, modelleri eğitenlerin kimliğinden dolayı “doğal olarak beyaz, erkek, Batı merkezli bir bakış açısı” içerdiğini belirtti. Araştırmacılar, popüler LLM modellerinde cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi insan önyargılarına kanıt buluyor çünkü modeller insan tarafından üretilen içeriklerle eğitiliyor ve insanlar genellikle eğitim sonrası veya pekiştirmeli öğrenme süreçlerine doğrudan dahil oluyor. Yine de, herhangi bir şirketin yapay zeka sistemlerini nasıl uyguladığı, algoritma kara kutusunun gizemiyle örtülmüş durumda.

    LinkedIn’in Açıklamaları ve Alternatif Teoriler

    LinkedIn, #WearthePants deneyinin kadınlara karşı cinsiyet ayrımcılığını gösteremeyeceğini savundu. Jurka’nın Ağustos açıklaması ve LinkedIn Sorumlu Yapay Zeka ve Yönetişim Başkanı Sakshi Jain’in Kasım ayındaki ek bir gönderisi, sistemlerinin görünürlük için demografik bilgileri sinyal olarak kullanmadığını yineledi. Bunun yerine LinkedIn, kullanıcıları fırsatlarla buluşturmak için milyonlarca gönderiyi test ettiğini belirtti. Şirket, demografik verilerin yalnızca bu tür testler için kullanıldığını, örneğin “farklı yaratıcılardan gelen gönderilerin eşit zeminde rekabet edip etmediğini ve akış deneyiminin, yani akışta görülenlerin kitleler arasında tutarlı olup olmadığını” görmek gibi. LinkedIn, daha az önyargılı bir kullanıcı deneyimi sağlamak için algoritmasını araştırma ve ayarlama konusunda biliniyor. Marshall’a göre, bazı kadınların profil cinsiyetlerini erkeğe çevirdikten sonra gösterimlerinde artış görmelerinin nedeni, büyük olasılıkla bilinmeyen değişkenler. Örneğin, viral bir trende katılmak etkileşim artışına yol açabilir; bazı hesaplar uzun bir süredir ilk kez gönderi paylaşıyordu ve algoritma onları bunun için ödüllendirmiş olabilir. Ton ve yazı stili de bir rol oynayabilir. Örneğin, Michelle, “Michael” olarak gönderi paylaştığı hafta tonunu hafifçe ayarlayarak, kocası için yaptığı gibi daha basit, doğrudan bir tarzda yazdığını söyledi. İşte o zaman gösterimlerin %200, etkileşimlerin ise %27 arttığını belirtti. Michelle, sistemin “açıkça cinsiyetçi olmadığını”, ancak kadınlarla yaygın olarak ilişkilendirilen iletişim tarzlarını “daha düşük değere sahip olma eğiliminde olan bir vekil” olarak gördüğünü öne sürdü. Stereotipik erkek yazı stillerinin daha özlü olduğuna inanılırken, kadınlar için yazı stili stereotiplerinin daha yumuşak ve duygusal olduğu varsayılır. Eğer bir LLM, erkek stereotiplerine uyan yazıları artırmak için eğitilirse, bu ince, örtük bir önyargı olur. Daha önce de bildirdiğimiz gibi, araştırmacılar çoğu LLM’nin bu tür önyargılarla dolu olduğunu belirlemiştir. Cornell’de bilgisayar bilimleri yardımcı profesörü Sarah Dean, LinkedIn gibi platformların içeriği artırmak için kullanıcı davranışının yanı sıra tüm profilleri kullandığını söyledi. Bu, bir kullanıcının profilindeki işleri ve genellikle etkileşimde bulunduğu içerik türlerini içerir. Dean, “Birinin demografisi, algoritmanın ‘her iki tarafını’ da etkileyebilir – ne gördükleri ve kimin ne gönderdiğini gördüğü” dedi. LinkedIn, yapay zeka sistemlerinin, bir kişinin profilinden, ağından ve etkinliğinden elde edilen bilgiler dahil olmak üzere, bir kullanıcıya neyin itildiğini belirlemek için yüzlerce sinyali incelediğini belirtti. Bir sözcü, “İnsanların kariyerleri için en alakalı, zamanında içerikleri bulmalarına yardımcı olan şeyleri anlamak için sürekli testler yapıyoruz” dedi. “Üye davranışı da akışı şekillendiriyor, insanların tıkladığı, kaydettiği ve etkileşimde bulunduğu şeyler günlük olarak değişiyor ve hangi formatları beğendikleri veya beğenmedikleri. Bu davranış aynı zamanda bizim güncellemelerimizle birlikte akışlarda neyin göründüğünü de doğal olarak şekillendiriyor.” LinkedIn’de aktif bir satış uzmanı olan Chad Johnson, değişiklikleri beğeni, yorum ve yeniden paylaşım önceliğinin azaltılması olarak tanımladı. Johnson, LLM sisteminin “artık ne sıklıkla veya günün hangi saatinde gönderi paylaştığınızı umursamadığını”, “yazınızın anlayış, netlik ve değer gösterip göstermediğini umursadığını” yazdı. Bütün bunlar, #WearthePants sonuçlarının gerçek nedenini belirlemeyi zorlaştırıyor.

    Algoritmaya Genel Memnuniyetsizlik ve Sektörel Etkiler

    Bununla birlikte, cinsiyetten bağımsız olarak birçok kişi LinkedIn’in yeni algoritmasından ya memnun değil ya da onu tam olarak anlamıyor gibi görünüyor. Veri bilimcisi Shailvi Wakhulu, beş yıldır günde ortalama en az bir gönderi paylaştığını ve binlerce gösterim gördüğünü, ancak şimdi kendisinin ve kocasının birkaç yüz gösterim görmenin şanslı olduğunu söyledi. “Büyük ve sadık bir takipçi kitlesine sahip içerik oluşturucular için demotive edici,” dedi. Bir erkek kullanıcı, son birkaç ay içinde etkileşiminde yaklaşık %50’lik bir düşüş gördüğünü belirtti. Ancak başka bir erkek kullanıcı, benzer bir zaman diliminde gönderi gösterimlerinde ve erişiminde %100’den fazla artış gördüğünü söyledi. “Bu büyük ölçüde belirli konuları belirli kitleler için yazdığım için, yeni algoritmanın ödüllendirdiği şey bu,” dedi ve müşterilerinin de benzer bir artış gördüğünü ekledi. Ancak Marshall’ın deneyimine göre, siyahi bir kadın olarak, deneyimleriyle ilgili gönderilerinin ırkıyla ilgili gönderilere göre daha az performans gösterdiğine inanıyor. “Siyah kadınlar yalnızca siyah kadınlar hakkında konuştuklarında etkileşim alırlarsa ama kendi uzmanlıkları hakkında konuştuklarında değilse, o zaman bu bir önyargıdır,” dedi. Araştırmacı Dean, algoritmanın basitçe “zaten var olan sinyalleri” güçlendiriyor olabileceğini düşünüyor. Belirli gönderileri, yazarlarının demografisi nedeniyle değil, platform genelinde daha fazla geçmişte yanıt almış olmaları nedeniyle ödüllendiriyor olabilir. Marshall başka bir örtük önyargı alanına girmiş olsa da, anekdot kanıtları bunu kesin olarak belirlemek için yeterli değil. LinkedIn, şu anda nelerin iyi çalıştığına dair bazı bilgiler sundu. Şirket, kullanıcı tabanının büyüdüğünü ve sonuç olarak gönderi paylaşımının yıldan yıla %15, yorumların ise yıldan yıla %24 arttığını belirtti. Şirket, “Bu, akışta daha fazla rekabet anlamına geliyor,” dedi. Profesyonel içgörüler ve kariyer dersleri, endüstri haberleri ve analizleri ile iş, ekonomi ve iş dünyası etrafındaki eğitim veya bilgilendirici içerikler hakkında gönderiler iyi performans gösteriyor. Her ne olursa olsun, insanlar sadece kafası karışık. Michelle, “Şeffaflık istiyorum” dedi. Ancak, içerik seçimi algoritmaları her zaman şirketleri tarafından gizli tutulan sırlar olduğundan ve şeffaflık onları kandırmaya yol açabileceğinden, bu büyük bir talep. Muhtemelen asla tatmin edilmeyecek bir talep.


    “`